Müzik Bilimi İle Siyaset Bilimi Arasındaki İlişki
Ben müzik bölümüne gelmeden önce siyaset bilimi ve kamu yönetimi okumuştum. Derslerimin içerisinde siyasi tarih, Türk siyasal hayatı gibi derslerde vardı. Daha sonra müzik bölümüne geldiğim zaman Türk müziği tarihi ve Batı müziği tarihi derslerini gördüm ve bu derslere çalışırken şunu daha iyi fark ettim. Bir önceki bölümümde gördüğüm o siyasi tarih bilgileri sayesinde müzik tarihini çok daha geniş çaplı anlıyordum yani birbirinden uzak gibi görünen bu iki alan aslında birbirlerini çokta güzel destekliyormuş. Mesela Batı müziği tarihinde karanlık çağ döneminde kilisenin müzik aletlerini yasakladığı dönemde benim kafamdan o dönemde yaşanan siyasi olaylarda geçiyordu. Bu siyasi gerginlik tabi ki de müziğe ve müzisyenlere yansımıştı yani ben aslında o siyasi gerilimden ötürü doğan sonuçların müzisyenleri ve müziği ilgilendiren kısımları görüyordum. Bu geniş perspektiften bakabilmek müzik bilimini daha iyi anlamamı ve yorumlamamı sağladı.
Eğer müzik bilimine ilginiz varsa veya müzikle uğraşan, müziği meslek edinmiş biriyseniz pekalada genel kültür olarak da müzik tarihine hakim olmanız size farklı ve akademik bir kimlik sunacaktır. Sağlam bir akademik kimlik içinden de sizlere tavsiyem önce tarih kitaplarını okuyun ve siyasi tarih yazılarını, ansiklopedilerini gözden geçirin.
Müzik tarihinde yaşanan her olay aslında o dönemde yaşanan siyasi bir olayın müzisyenler tarafından bir çeşit anlatış şeklidir. Eğer büyük bir kriz yaşanan bir dönemse (Misal Fransız Devriminin yaşandığı bir dönemin müziğini dinliyorsanız muhtemelen dinlediğiniz müzik ya Devrimi destekleyen sanatçının içinden kopan bir zafer nidaları, eşitlik, hak arayışı ya da Devrim karşıtı olan bir sanatçının hislerini dinliyor olursunuz.) bu yüksek oranla müziğe ve sanatçıya yansıyacaktır.
Mesela karanlık çağ demişken bu dönemde kilisenin çok baskıcı olduğundan ötürü müzik aletleri günah sayılarak yasaklanmış ve insan sesi sadece Tanrıya övgü içeren ilahileri seslendirmek koşuluyla serbest bırakılmıştır ve görüyorsunuz ki bunun sonucunda çok seslilik meydana gelmiştir. Bugün her müzik öğrencisinin görmüş olduğu çok sesli koro dersinin temelleri taa o zamanlardan atılmıştır yani ve hala en iyi çok sesli korolar genelde yurt dışında kiliselerin koroları oluyor :)
Gördüğünüz üzere bu iki alan birbirini fazlasıyla besliyor ve eğer güçlü bir akademik kimlik istiyorsanız temeli sağlamlaştıracak yan alanlardan da okuma yapmanız gerekiyor:)
Aynı zamanda diğer uygarlıkların müziğini de incelediğiniz zaman eski zamanlardaki hallerini ve o zamanlardaki medeniyet, siyaset tarihlerini bilirseniz kullandıkları çalgıların, müzik yapımlarının ve besteleme sistemlerinin temellerini de öğrenmiş ve bağlantı kurmuş olursunuz :)
Yorumlar
Yorum Gönder